12 Nisan 2013 Cuma

ÖZGÜR İNSAN HÜR BİREY

     Bundan sonra yazdıktan sonra başlığı koymaya karar verdim. Başlık yazacaklarımı ve beni sınırlandırıyor ama kimsenin beni sınırlandırmaya hakkı yok. Yaşasın zincirsiz yaşam. Varolsun özgürlük.
            özgürlüğün ne olduğunu bilmeyen insanları hapsetmek kadar saçma bir şey yok dünyada. Bir insana  440 yıl hapis cezası vereceğinize ona özgürlüğün ne olduğunu ögretin ve sadece 40 yıl ceza verin. Bu benim teorimdir ve yazının kalanınını yazımı övmeye ayıracağım. Geçen paragrafta egoizm den çok bahsettiğim için egoist damarlarım kabardı. Fark eder mi ? tabiî ki asla. Ben ya ben varya. Ne gözüm. Keşke tuşların dili olsaydı. Keşke yazı boyutunu arttırmayı akıl edebilsem. Keşke İstanbul bu kadar güzel olmasa. Keşke güzel kızlar olmasa. Keşke hacılar kafası basan insanlar olsa. Keşke bu şarkıyı söyleyen adamın sesi daha güzel olsa.
            Neyse yeter bu kadar keşke demek. İşimize bakalım. Vay arkadaş diyelim ve gereksiz arkadaşlardan bahsedelim. Bunların başında Ferhat var diyeceğim ama haksızlık olacak. Bende haksızlığı sevmediğim için demiyorum. Okuyup burnu kaşınmasın. Dayak yemeyi özledim. Çoktandır kan görmüyorum. Eğer böyle devam ederse gerekirse parmağımı kesip kanıma bakacağım. Kan güzeldir kırmızı olduğu kadar da akışkandır. Hele birde tazeyse sıcaklığı efsanedir. İnsan arada sırada kan görmeli bence. Yaşasın anarşizm. Yaşasın anarşi kahrolsun sessizlik boyun eğme. Varolsun direniş başkent olsun güzellikler sevda şehirleri. Hep beraber olalım ki hikayede ki gibi ayrılıp parça parça kırılmayalım. Zaten bu gece kumar oynamadım rahatsızlığını hissediyorum. Kumar kötüdür ve bundan sonra oynamayacağım. 

KABLOSUZ AĞLARA BİLMEM NEY OLDU


                Artık sazım her şeyim olacak. Bir duş alıp geldim yazma hızım düştü. Yorgunluk değil bu daha dinç bir durumdayım ama bilemiyorum bu halsizlik nereden geldi. İntihar kötübir davranıştır. Tarafımca tavsiye edilmez. Bazen sevdalarla ihtiharı kıyaslayabiliriz. Sırtımızı yanlışlıkla yasladığımız odlulardandır. Kitap okumayı özledim. Acaba dünyanın kaçta kaçı  14.12.2012 tarihinde evlendi. Yada kaç tanesi şuan aşık. Neyse bunları kurcalamayacağım artık kim gelecekse. Genç katınları bilmem nereye götürüp bulutları gömdükten sonra ne yapacağız. Alt tarafı bir akademide bir koltuk.  Çekmekten neyi kastettiğim meçhuldur. Tıpkı şiirdeki gemi gibi. Ömrümüz nasıl nereye çekecek. Oysa ben bu gece güzel güzel uyuyacaktım eğer o bilmem kim uykumu kaçırmasaydı. Nedir bendeki bu pisliklere olan zaar. Adlarını duyunca bile kötü oluyorum. Ahkam kesmeyeli kimseye 1 gün oldu. En son dün Galata da birini fırçalamaya çalıştım. Araptı sanırım. Fark etmez artist bi gereksizdi verhasıl. Bankaya gidersem bana bir çek defteri verebilirler. Alırım tüp alırken veririm. Sonra da ödemem zaten. Ödememek benim işim. Karanlığı tutup yok etmek istiyorum. Nerede kaldğımı hatırlamadan güzelliklere girişeceğim. Akşam olunca hayat daha güzel olur. Kablosuz demem gerekiyor. Siperler genellikle sınıra tehlikeye yakın yerdedirler. Radyo dinleyen insanları anlamıyorum. Dinleyeceğin müziği nasıl rastgeleye bırakailiyorlar. Neyse zaten ben insanlara dair neyi örgendim ki. Ney çalmak istiyorum ney çalınmaz üflenir. Sanırım ve bu hoşuma giderse bunun için sigarayı bırakabilirim. Dünya tek memlekettir kablosuz ağlarla baglanır. Birbirinden kopuk olsa dahi tek yeryüzü vardır. Mektup gelirse bir gün bana onu yırtıp atacağım. Ne yapayım mektubu bilemem bu çelişkiye düşmektense yırtıp atmak daha iyi. Bu yazı tek bölümle bırakıyorum. Gözlerinden öperim Aşkın.

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR MÜDÜR

                Bak yine geldi gözünü sevdiğim uykusu. Uykum gelince çenem düşüyor. İshak diye birini tanıyordum. Kim bilir şimdi hangi cehennemdedir. Yaşasın yavşaklar için cehennem. Yaşasın dost kazığı atanlar için çile. Bitmesin gereksiz insanlara işkence. Kaybolmayacak pis insanları döven varlıklar. Varolacak düşman avcıları. Ölmek yok daha gidip Hakan Hocayı döveceğim. İçimdeki öfkeyi dökeceğim onun kanıyla birlikte rahatlayacağım. Sefayı ne zaman sürerim bilinmez. Ben hala şişeye mektup yazıp denize bırakmadım. Dostlar ne zaman beni anlayacak. Dostlarım ne zaman ağlamayacak. Ne zaman marşların kıymeti bilinecek
                Karanfil ile gülü karıştırmayalı uzun zaman oldu. Genellikle karıştırdığım canlılardır. Ama ben karıştıracağım vakitlerde genellikle cansız oluyorlar. Sakine gibi. Nedir bu aklımda ki çöplük. Nedir bu duygularımın sapıtmışlığı. Nedir bu 6 sayısının anlamı. Sorarım kendime veya diğer güzel ahmak saçma varlıklara. Ziyaretçi sayımdan bihaberim. Pekte önemli değil zaten bu. Gözlerim ağrıyor gidip gözlüğümü alayım.Birazdan güneş doğacak ama o hala güzel güzel uyuyor. Hangi rüyalarda kayboluyordur bilmiyorum. Ben dinleye yatmaya gezmeye devam edeyim. 

TEBESSÜM VE KUŞLAR


                Başlık her seferinde kısıtlıyor bizliği. O yüzden anlamsızlaştırdım onu. Keşke içimdeki kini de o hale sokabilseydim. Oysa ben sadece tuşlara yeterince basmak için buradayım. Senin için tuşları feda edebilirim. Senin için rakıyı bırakabilirim. Senin için rakıyı suyla karıştırabilirim. Yada afili olurum. Tekrar seni arayabilirim. Biliyorsun deliyimdir. Dengesiz olduğum kadar. Dengemi de aldın lan Allah’sız. Bu cümleleri kuracak kadar aklımı başıma almam 2 yılımı aldı. Oysa sen 2 yıl  yanımda kalmadın. Çünkü ben izin vermedim. Sen kimsin ki ? Sen bir pisliksin. Sen sadece laf taşıma aracımsın. Feride nerelerdesin. Ahmet sensizlikten balıklara sardı. Bende de var biraz Ahmet’lik o balık aldı besliyor ben yakaladım ve yedim. Tarz farklılığı bu olsa gerek. Ne edeyim bende böyleyim. Damar tutuyor bazen damar yok mu ah o damar beni kendime yedirdi. Bütün sevdiklerimi yedi. İçti çekti vurdu bitirdi dibi olmayan kuyulara attı. Siz benim nasıl sevdiğimi bilemeyeceksiniz. Siz sadece bakacaksınız. Bilmediğiniz kalplerde boşluk arayacaksınız içine girmek için.
                İkinci paragrafı da Ahmet bilmem ney işte. İnsanların ayrımı dillerin başlangıcından beri var. Öyle ki siz var sen var o var onlar var ben varım sen varsın. Keşke o diye bir kişi olmasaydı. Bu resmen ötekileştirme. Şükür etsem iyi olacak. 15 dakika önce Roma’yı yakabilecek kadar gerilmiştim. Gerginlik bu sefer dudaklarımdan değilde parmaklarımdan döküldü. İyi oldu gelmediğin. Gülümseme muziplik vakti. Kuşlarla bakışma vakti. Keşke bir kuşla bakışabilme imkanım olsaydı. Kaçamak bir bakış atabilseydim kuşlara onlarda çekinip başını eğseydi. Mala bağladım yine. Şimdi hiç ama hiç efkar dinlemek istemiyorum. Yarım saat önce bir Müslüm şarkısı için yapabileceklerim yapamayacaklarımdan fazlaydı. Hop geldi mi sana iyi bir gece güzel bir tebessüm. LANET OLSUN ŞARKILARA DA KIZLARA DA.
                Ay biliyordur yüzde yüz mutluluğun tebessümün nerede olduğunu. Elbette bilir ben yüzde 80ini yakaladım o yüzde 20nin nerede olduğunu mu bilemeyecek ?  Yüzüm asla baharlara küsmeyecek. Bahar ne güzel bir mevsim vakit dönem kelime. Geceleri bile mutlulukla doludur. Gülücükler saçar sağa sola. Yunan mitolojisinde ki adam olur herkese aşk fırlatır mutlu eder. Kuşlar güldüğü sürece var olup tebessüm edeceğiz var olacağız.

SENİN OLSUN SANADIR

                Açtım Murat Başardan’dan SANADIR YAR şarkısını iliklerimdeki hasretinle olan boşluğa saldım. Orada sadece senin bakışın var. Orayı o ince kirpiklerinden başka bir şeyin girmesine izin vermedim. Bakma hala direniyorum sensizliğe ama bu gece direniş yok teslimiyet var.  Samimiyet var. Sensiz bir can feryada tutulmuş bir figandır. Keşke senle yaşasaydım da iliklerimi koparsaydım. Bir tek sen. Bir tek sen bu yokluğu söndürebilirsin. Anla artık yokluğun ateş varlığın gözlük. Sensiz dünyayı bulanık anlamsız renksiz görüyorum. Seni gözlüğe benzetmek nedir ya. Kafamın güzelliğinden dökülüyor bu cümleler bu itiraflar. Herhalde 21 yıllık ömrümün ilk ve samimi itirafı. Daha önce sana hiçbir itirafta bulunmamıştım. Keşke keşke bulunsaydım.
                Yaptıklarına bedel olsun beni unutmayışın. Ömrün boyunca gördüğün her erkeğin göz rengi benimkine benzesin. Harap ol. Çocuğun bana benzesin. Baktıkça bağrına bastıkça ben kokayım. Sevinçlerimi aldın ama sana olmasın senin olmasın. Ümitlerimi alamadın benden ben vermedim. Umutlarım yeni başlangıçların bileti. Yeni aşk yakınlarda biliyorum. Geliyor gelecek. Yalan veya karşılıksız olsa bile istiyorum ve gelecek getireceğim. Hayallerim gerçekleşecek. Nedendir bilemem ama söz konusu aşk olunca hedef koyamıyorum sadece hayal kurabiliyorum. Buda aşkın ızdırabı olsa.
                An gelir ben tekrar açık olur Munzur çiçeklere boğulur Dersim  gelen her kırlanğıca selam verir. Çorak topraklar güllere doyar. An gelir ben Fırat olurum. Deli dizgin akarım. Koparım mezopotamyanın bağrından ulaşırım Dicleme. Birleşirim tek olurum adımı değiştiririm. Öz olurum gözlerine taşlarına balıklarına bel bağlarım. Kimseye güvenmeyen ben Fırat sana bırakırım kendimi bilirim sen milyonlarca yıldır şaşmadan görevini aşkını yerine getirirsin. Dicle’m her şeyim benden beni alır. Bir bakarım ki artık ben sadece yokum. Ben bir Atilla olurum. Zalim olurum duygusal sahnelerde ağlamam. Fırat olurum önüme çıkan her şeyi yer yutarım ama sadece sana boğulurum. Bir bakarsın ki ben seni dökmüşüm sağa sola senle birlikte bizi  intihara sürüklemişim. Bilmediğimiz bir yerde seni herkesleştirmişim. Sen Dicle senki taşıdığından fazla göz yaşı döktün. Göz yaşlarınla var oldun ama bittin.

Haydi Başlayalım Sıkıntılı Günlere

     Bu gün bomba gibi haberler almama ragmen sıkıntı var içimde. Sıkıntının üstüne nokta koyasım varda amcam kızıyor. Amcam Nafis değildir . Neyse yeter bu kadar gerginlik güzel günler diye diye var olalım. Net gidiyor ama ben yazıp kopyalayacağım elbette internetim olacak o zaman yayınlarım hatta sabaha kadar yazabilirim. Arada Sefa'ya da yazarım. Sonuçta o bir memur. Neyse internet gitti bunu kopyalamanın vakti geldi. Word’den devam ediyorum güzel para getirisi olacağını düşündüğüm makalelerime. Çalıyor Ferhat Tunç.
     Ölüm,Çığlık ve Ay tutulması diyor. Ne dediğindense ne yazacağımı düşünüyorum. Harfler güzeldir cümlelerimizin kalıcı olmasını sağlar. Kalıcı olsun ki bilelim ne yazdığımızı ne dediğimizi. Ama velakin öyle değildir. Sardım ben yine internetin fenomenlerine.                                             Acaba fenomen imla hatası mı ? Keşke paragraf yazmak yerine sadece soru sorsaydım ama bundan sonra yazı değil sorular koyacağım çakallık edip soru işareti bırakmayacağım. Sonra sormaz mı amcam bana hep soru hep soru nereye kadar. Buna soru işareti bırakmadım ayrıca başlıktan ayrılıyorum. Menekşe nasıl bir çiçek. Dünyada kaç tane dağ var. Ağaçların neden kökü var. En büyük mağara kaç metre karedir. Cümleler neden bu kadar saçma. Keşke bir düğmem olsaydı ve basınca kafayı bulsaydım. Bu gün günlerden Perşembe bana göre ama takvime göre Cuma. Aşk rastgele yaşamayı sona erdirir. Denizin mavi olmasının kaynağı ne olsa gerek. Denizin dibi denizin gözleri kadar güzel mi. Aşk uğruna ölmeye değer bir şeydir. 
     Gözlerimin kaç yaşında olduğunu bilmek istiyorum. İlk acı çeken insan Adem mi yoksa Kabil mi. Kabloları sevmeye başladım. Tıpkı gökkuşağı gibi. Ömrümü gökkuşağına adayabilirim. Ama bir sonra ki makaleye yazacak kelimem kalmadı.

27 Mart 2013 Çarşamba

İste Beni Babamdan

  Başlığın nedeni sadece çalan şarkı olması. Gerisi hikayedir bilesin. Açtım K.Koyuncudan divane aşık gibi. Acaba neler neler yazsam özgün içeriğe destekte olurum. Belkide nereden çaldığına dikkat ediyordur müdürümüz. Zaten gözlerim uykuya ayaklarım sıcağa hasret. Neyse ygs maceralarımı açmayacağım. Baba ile ilgili bir cümle kurayım da başlığa uygun olsun. Bahsederken kullandık yeter yani. Kimden istersen iste yeter ki iste falan işleri. Yazıyı ne kadar yazayım bilemedim . Paragrafları hunharca sıralamanın vakti gelmiş. Bu arada fikir babalarımdan biri için domain alacağım. Reklam başvurusu da yaptık mı tamamdır. Sar belune belune Karadeniz kuşaği. İkinci paragrafa geçme vakti geldi. Öperler.
  Geldi ikinci paragrafla çatışma vakti. Saldırırcasına yazmalıyım fakat yazamıyorum. Bu insanlar nasıl yazar oluyor çözemedim gitti gayri. Maçka'ya ugrayabilirim. Belki de seni de alırım yanıma bilesin. İsmail ağabey ne alemlerde.

24 Mart 2013 Pazar

Karmaşık

Aslında hiç bir zaman istediğim insan olamadım.bunda kimsenin suçu yok çünkü ne istediğimi bilemedim hiç.bu yüzden anlaşılmıyorum ve aslında bazen anlaşılması gereken biri olmadığımı düşünüyorum.değersiz bir gerizekalıyım çoğu zaman.huzursuzum ,tehlikeliyim, güvenilmezim.ruh halim her an değişebiliyor.ama hep frenliyorum kendimi .bi gün frenim patlayacak diye çekinmiyorum frenim patlasa da kasıp kavursam kaleş olsam kendimi düşünsem sadece.en basitinden bir yavşak olsam.varlığımı değersizleştiren herşeyden herkesten nefret ediyorum.Aşktan,paradan, popülerlikten ,dert ortaklarından ,teselliden ,arabeskten lüzumsuz kederden nefret ediyorum.bencil pezevenklerden nefret ediyorum aynı zamanda hayranım.çoğu kişinin anladığı dost kavramından nefret ediyorum.

Yine Yeniden

  Yine yeniden kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum. Acaba imla hataları içeriği bozar mı ? İmlâ dan kastım noktalama işaretleri. Hadi bakalım bu seferde nokta koyduk. Uzun bir süredir yazmıyorum bunun geçerli nedenleri var. Ondandır ki başlığın öyle attım. Güzel yazacağım zafere gideceğim. Tabi güzel yazmak ile zafer arasında pek bir bağ yok ama olsun oda bir araç. Bu site sıkıştığım zaman mali işlerimi çözecek yani sanıyorum.
 TSK'nın bile alamadığı yüzüğü ben bugün Seyit'ten yürüttüm. Tabi farkında olmadan öğrense kahrolur herhalde. Ama o öğrenmeden geri vereceğim. Alyans şeklinde bir yüzük ve artık takmak beni rahatsız ediyor. Hayat bana güzelse demekki. Yolum bellidir . Birde sayısal veri vereyim. 06.04.2012 ne olduğunu bilmiyorum maksat yazı işlerini sayılarla süslemek. Şimdi bir mesaj geldi ve yazı bütünlüğünü dağıttı. Acaba verdiğim tarihte ne oldu ? Ögrenmek için bir site işimizi görebilir. Ben burada yayınlamıyorum ki link çıkışı olmasın. Hangi aralıklarla yazacağıma karar veremedim bir türlü

10 Şubat 2013 Pazar

Klavye ve Makale

     İkinci derken blogda ki değil bu geceki. İlkini diğer ve taze yerde yayınladım. Keşke linkini buraya yayınlayayım mı karmaşasını yaşamasaydım. Ah Ulan Rıza.  Kadıköy'de bir kavga vardı. Din içerikli bir dergi satan bir bayan ile bir kadının kavgası. Burada birine bayan birine kadın dememdeki tek amaç farklılık olsun. Sanırım satılan dergi Seyitin geçen gün aldığı dergi. İlk darbe kadından gelmiş tabi fiziksel olan. Buna bağlı olarak bayan hemen yapıştırmış gözüne gözüne biber gazını. Allah'dan orada midyeciler vardı da limonlamışlar kadını. Polis ve toplum gelen herkes bilmem ney falan işte ne bitmez cümle oldu bu. Herkes bilmeden bayanın yanında. Ki bayan haklıda. Aklıma -ki li şarkı geldi. Öyle çok seviyorum ki. Çoktandır dizilerimi takip etmiyorum. Murat Cemcir ne alemlerde acaba ? Ahmet'in gitmesine çok bozuldu. Neyse ilk paragrafın bitmesine ne kaldı şunun şurasında hade bitirelim gitsin artık.
     Ne mutlu ikinci paragrafa geçenlere. Bu yazıda sayısal veri vermeyeceğim ki algoritmayla savaşalım. Her yazıda verirsem eğer çakabilir. O yüzden düzensiz emekli bir yazı en iyisi. Tabi biz onların düşündüğünün de ötesini düşünerek plan yapıyoruz. Yine nokta yerine Ç'ye bastım. Bir kaç önceki yazı geldi aklıma. İkinci paragraf  çok akıcı bir şekilde ilerliyor. Sanırım teori gerçekleşecek. Klavye o kadar sert ki basmadan önce parmaklarımı geri almam gerekiyor buna bağlı olarak parmaklarım uzayacak. Buda bir sonraki neslin parmaklarının bilmem ne olmasının nedeni. Başlığı değiştirdim değiştirdim ki içerik olsun . Daha doğrusu içeriğe uysun. Biraz daha yazmakta fayda var. Saldırırcasına yazıyorum. Link gelecek yerden yazı esirgenmez diyorum.

8 Şubat 2013 Cuma

Son Dakikalarımı Bloga Ayırmak

Evet Ali Bey başımda çatır çutur fıstık yerken ben burada geleceğe yatırım yapıyorum yazıyorum. Bu günlük bu kadar yeter.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Durmadan Yazacağım

 Açtık yine bir parça vurduk tütünün beline. Durmadan saldırı mahiyetine ulaşacak kadar yazıyorum. Boğaziçi ögrencisi olduğumda vahşice param olacak. Olacak da olacak. Altın Hızma çok güzl bir türkü. Çaya çok güzel eşlik eder. Bu arap kağıdı dediğimiz tütün kağıdı da güzelliği çentefilli. Anlatım bozukluğunun dibine girdim. Klavyede kaç tuş var merak ediyorum. Sefa link sokmaya deva ediyordur. Klavyedeki tuş sayısına ulaşınca yeter etme eyleme diyeceğim. Arşivininin güvenliğiyle ilgilen.
----------------------------------
Sanırsam çıkan yüksek dozdaki müzik sonucu Ali'ciğim uyandı. Sabahtan beri uyuyor uymak yaşam tarzı hobisi. Ya iyi hoş ben bunları yazıyorumda etiketler ne olacak. Sayısal veri verebilirim ama az verip sapmalar elde etmek istiyorum. Her cümlemden sonra yazı kaydediliyor. Söz uçmadan hemde. Duralım biraz bu haftanın listesine bakmadım. Cebimdeki parayı bahise atabilirim. Atsam mı acaba ? Yok. Marlboro içecek kadar param olunca kaybedeceğimi bile bile oynarım.

Güncellemeye Yetişmek Üzere Yazıyoruz

     Evet sayın gençler. Yine konu bütünlüğü veya anlam olmadan yazıyoruz. Güzel günlere yakınım. Zaman az malumdur ki ygs bilmem ne zaman. Umarım bu yazı güncellemeye kadar indekslenir. Oysa herşey güzel olacak gelecek günler geçecek dertler gelecen güneş batacak karanlık. Son zamanlarda işler iyi. Ev de yolunda. Hayat yaşamaya değer deyip klavyeyi tuşluyoruz. Ne yapalım tuşlar hala sert. Bir iki cümle daha yazıp yeni paragrafa geçmem lazım. Zaten Ferit'ciğim evlenmeyeceğim deyip duruyor. Ali tetikte bense cephede.
    Durmak yazmaya devam. Bitlis'li biri olaydı da diyeydi "yazmağa". Burak olsaydı altın sayardı 40'da dururdu. Ferit diyeceğimde işler karışacak. O yüzden 3-5 cümlede vedalaşmak üzerine yazıp kapatacağım. Selam ile. Günler ile hayat ve görmek üzerine. Aşka dair Ali .

5 Şubat 2013 Salı

Oturduğum Ev Galiba Benım

     İç huzurun peşinde yaşamaya devam. Sabah sabah salih bana Sansarı hatırlattı Sansar'da Cumali'yi Cumali'de Ya Sen Öldürülürsün'ü malumdur ki ruh halim "jilet mod"e meyilli.Neyseki Kazancı'ya dönüşüm uzun sürmedi. Fincan varmış bide sağı solu yeşilmiş. Birileride amman aman derler. Zaten omzum çıktı bari sen üstüme klavye. Aman klavye canım klavye öldürdün beni.Masada mavi bir üstü var. Üstü arkası sağı solu beyaz. Dibi yani tabanı metalik. Ütü masası bile var . Masanın rengiyle ilgili çeşitli rivayetler var. Kim bilir belki de rivayetler gerçektir.
   Mış'la biten cümlelerden geldim. Yor'lara gidecğim. Yeditepe gibi buda beni sarmanı. Yaşamın amacı huzursa eğer mücadeleye devam eylemek gerek.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Daha Çok Okumam Gerekiyor

     Beyzbol oynarken çorabımın olmadığını fark ettim ve oan o boşluğu Kemal'in gözlerinde doldurdum. Montomu Enes'e vermem gerek. Fakat ona hiç yakışmadığını söyleyemiyorum , söylemeli miyim  ? Ama sonra farkettim ki bu montu geri vermeliyim. Çünkü önemli olan kısa cümleler kurmak. Neylersin ki çember daralıyor. Pagerank güncellemesine az kaldı.. Saçlar saçlar Gülizar. Bide Şıvan Perwer Gulizar çalsa ne güzel olur.
     Enes'in dudağı uçuklamış. Kemal bizi duyuyor mu acaba, biraz sinirli gibi. Oysa O'nun gözlerine baksa sinir falan kalmaz. O derken üstüne alınmasın sakın burada ki amaç belgisiz adıl kullanmak günlerden 05.02.2012.Adım gibi biliyodum gelecek amq. Kastm da yetişemedik ne yapak.
Ama böyle daha iyi oldu
En azından sonraki güncellemeye kadar alexa hit mit ayarlarık. Normal link alırık bi heylink kalır sağlam bi pr alır hepsi.
Alexaya başladım ufaktan.
Bugün 100 gönderdim sitelere ha.
100 hit hepsine gelecek yarına kadar. Ne sözlerin geliyor aklıma nede gözlerin.